Cuma , 3 Mart 2017

Ana Sayfa » Doğum Fotoğrafı » Doğum Fotoğrafçılığının Zor Yanları

Doğum Fotoğrafçılığının Zor Yanları

Kasım 6, 2013 11:06 am Kategori: Doğum Fotoğrafı Yorum bırakın A+ / A-

Her mesleğin zor yanları vardır. Bazen o çok sevdiğimiz işe ofleye puflaya gideriz.
İster bir plaza’da olsun, ister bir markette hepsinin zor tarafları vardır. Biraz doğum fotoğrafçılığı mesleğinin zor taraflarından bahsedelim.
Malum benim konum 🙂
Eminim bu yazıyı okuyan doğum fotoğrafçısı meslektaşlarım bana birçok konuda katılacaklardır. Hatta eklemek istedikleri daha bir sürü madde olacağına eminim.

Doğum, doktorların tahmin ettiği saate sadık olan bir şey değildir. Doğal ise neler olup biteceğini kimse bilemez.
Bu senaryo bazen planlı doğumlarda bile insanı zorda bırakabiliyor.
Evet saati yok dedik. Demek ki sabaha karşı gelen bir telefonla uyanıp,ayılıp,hazırlanıp, çantayı kapıp yollara düşmek gerekir.
Bazen seyahat dönüşü, bazen bir arkadaş toplantısı sonrası, bazen çocuğunuzla parktayken, bazende sinemada film izlediğiniz yerde.
Anlayacağınız doğum fotoğrafçısı dediğiniz hep eli kulağında dolaşır. İstanbul trafiğinde yetişmek çabası ayrı bir stres konusu tabii.

Diyelim ki yetiştiniz, hastaneye vardınız.
Şimdi de sizi geçmeniz gereken başka zorluklar karşılar.
Kimisinde doğum yapacak kişinin telefonuna sahipsinizdir hatta eşinin ve annesinin de.
Ancak heyecandan kimse telefonunu yanına almamışsa yandınız.
Hastane yetkililerine anlatmaya çalışırsınız.İsim verirsiniz. Odadalar derler .Çıkarsınız , kapı duvar.Çünkü aşağıya doğuma gitmişlerdir.
Haydaaa koştur koştur doğum haneyi , ameliyathaneyi bulursunuz.
Bu seferde saatine göre ya hiç kimseler yoktur ortalarda içeriyi ararsınız açmazlar .
Siz bu arada kendiniz doğurmak üzeresinizdir artık.

Velevki içeri girdiniz.Hastanesine göre ya çekim yaptırmazlar yada bin tane soru sorar belge isterler.
Bilmezler ki bu işin resmi bir belgesi yok.
Yine de derdinizi anlatırsınız ve içeri girersiniz.Ucu ucuna da doğumu yakalamak üzeresiniz.
Tam odaya gireceksiniz dr dan talimat gelir “ben haber vereceğim daha değil”.İyide zamanını siz nasıl biliyorsunuz?
Benim içeride ne fotoğrafladığımı biliyor musunuz?
İlk kare  bebeği havada görmek değildir ki doğum fotoğrafçılığı.
Dr.’a anlatmaya çalışırsınız.Sancı anlarını da görmeniz gerektiğini.İkna olursa artık içeridesiniz.
Çekim başlayacak (normal doğumdayız bu arada) annenin bacaklarını örtebilir miyiz? dersiniz. Hani görüntüde daha iyi olsun insanlar çekilen fotoğraflara bakabilsin ve gösterebilsin. Tabii ikna olursa.

Evet bebek doğdu içerideki çekim başarıyla tamamlandı.Şimdi bebeğin hazırlanma süreci zorlukları var.
Hastanesine göre değişen kurallar mevcut. Kimisinde ne önlük ne maske elinizi kolunuzu sallayarak girebilirsiniz bebek odasına .
Kimisine girmeyi bırakın camından bile bakamazsınız. Çünkü jaluzileri çalışmaz. Gel sonra bunu anneye anlat bakalım.

Çekim biter eve dönersiniz. Ohh uykunuza kalan yerden devam edersiniz diyeceğimi sandınız ama değil.
Eve dönersiniz. Direkt makinenizdeki fotoğrafların yedeğini alırsınız.
Ancak öyle gönül rahatlığıyla uyuyabilirsiniz.

Şöyle dediğinizi duyar gibiyim.” ay ben uykusuzluğa dayanırım.Ne varmış ki bunda ” .
Tabii ki bunlar asıl zor kısımları değil elbet.
Asıl zor kısım fotoğrafların sizde olduğu kısımdır.
Sabırsız bir anne ile çalışıyorsanız.Hemen ertesi gün sizi arar ve bir iki fotoğraf paylaşmanızı ister.
Halbuki siz daha fotoğraflara göz gezdiremediniz bile sadece yedeklediniz.
Kırmamak için işi gücü bırakıp hemen fotoğraflara bakarsınız.Bir iki tane örnek gönderirsiniz.
Beğenilir yada diğer fotoğrafları ne zaman göreceğiz sorusuyla direkt karşılaşırsınız.
Sıra gelir edit kısmına .Uykusu bölünmüş , tam olarak güzel uyuyamamış olan siz.Tüm gün yapmanız gereken işlere koşturuyorsunuz.
Çocukluysanız bu daha da zor. Sabah uykusu da olmayacak. Hepten perişan. Günü bitirdiniz.Bu arada fotoğraflara bir daha dönüp bakamadınız. Akşam olur. El ayak çekilir ve sizin mesainiz başlar.
Ayak altında kimse yoktur. Sizden birşey isteyen yada yapmanız gereken bir iş yoktur. Sessizlikte konsantre olup başlarsınız çalışmaya.
Bir, iki, üç, beş derken 50-60 fotoğrafı geride bırakır çalışmaya devam edersiniz. Ancak bir geceki uykusuzluk sizi yoklamaya başlar. Dayanamaz yatarsınız. Eğer ki bebeğiniz varsa; Sizin yattığınızı anlar ve o uyanır.Şimdi de hiç bitmeyen annelik mesainiz sürer zamanı.
Akşamları bu editleme kısmı o kadar vaktinizi almaya başlar ki artık eşiniz de sitemlere başlar.

Zamanla bu iş öyle bir hal alır ki bakmışsınız ne gündüz, ne gece, ne hafta sonu, ne hafta içi. Hiç zaman kalmıyor.
Ama kazandığınız para plazada kazandıklarınıza benzemiyor.Düşünmeye başlarsınız. Ne yapmalı ?
Ama düşünmeye de vaktiniz yoktur.Yeni bir telefon alır çekime koşarsınız.
Evet bunlar az bir kısmı. Daha ilave olarak karşınıza çıkan insanlarla uğraşmak olacaktır. Meslekdaşlarımdan da neler duyduğuma inanamazsınız.
Yaptığınız işi aslında sizin değil fotoğraf makinesinin yaptığını düşünen insanlar tanıyorsunuz ve maalesef eline her makineyi alan fotoğrafçı oluyor.
Yani anlayacağınız her meslek zordur.Girmeden önce işte size imkan yolun başında belki fikriniz değişir yada daha da yüreklenirsiniz.

Şimdilik sevgiler 🙂

Doğum Fotoğrafçılığının Zor Yanları Reviewed by on . Her mesleğin zor yanları vardır. Bazen o çok sevdiğimiz işe ofleye puflaya gideriz. İster bir plaza'da olsun, ister bir markette hepsinin zor tarafları vardır.  Her mesleğin zor yanları vardır. Bazen o çok sevdiğimiz işe ofleye puflaya gideriz. İster bir plaza'da olsun, ister bir markette hepsinin zor tarafları vardır.  Rating: 0

hakkında Sahverk

Şahver Koçulu Fotoğraf Atölyesinde doğum fotoğrafçılığı eğitimleri vererek, konusundaki deneyimlerini diğer meslektaşlarına aktarmaktadır. Fotoğrafçılık mesleğinin; Dijital Dünya’daki gelişmeleri yakından takip ederek daha da geliştiğine inanan bir anlayış ile teknolojiyi yakından takip etmekte ve Göz Kalemim adlı blog’unda fotoğrafçılık hakkındaki deneyimlerini güncel makaleler ile paylaşmaktadır.

Düşüncelerinizi Paylaşın

scroll to top